Ne kadar gerçek o kadar hayal!

26 Kasım 2011 Cumartesi

Bond, James Bond, Skyfall

Yeni Bond filmi Skyfall'un çekimleri sürüyor. Daniel Craig üçüncü ve büyük olasılıkla son kez bu rolde...


İşte ilk görüntüler:

25 Kasım 2011 Cuma

Prometheus'dan ilk görüntüler

Ridley Scott, James Cameron, David Fincher ve Jean Pierre Jeunet, bu dört önemli yönetmen Alien serisini efsaneleştirdi. 

Ridley Scott'ın ilk yaratığı, bir uzay gemisinde Ripley ve seyirci ile köşe kapmaca oynuyordu. Bu ilk film korku, gerilim türünün bütün özelliklerini taşıyordu.

Yaratık, James Cameron'ın yönetimine geçince üredi. İkinci filmde karşımızda bir sürü yaratık ve bir tabur askerle tam bir savaş, çatışma ve aksiyon vardı.

90'lı yılların yaramaz yönetmeni David Fincher, Alien serisine psikolojik bir boyut ekleyerek son derece karanlık olan üçüncü filmi, stüdyo ile papaz olmasına rağmen istediği gibi bitirdi ve üçlemeyi sonlandırdı.

Ama hala para eden Yaratık bitirilemez, öldürülmezdi. Sonuç olarak Jean Pierre Jeunet tarafından yeniden diriltilen yaratık, evvelki üç filmin bir karışımı gibiydi. Biraz korku, biraz aksiyon ve biraz karanlık...

Şimdi efsane, Ridley Scott yönetiminde başa dönüyor ve Yaratığın kökenlerini anlatacak. İşte yeni Alien filmi Prometheus'dan ilk görüntüler...

Not: Kısa bir zaman dilimi içinde dört filmi inceleyen bir yazı yazmayı umuyorum.


19 Kasım 2011 Cumartesi

Gerçek(çi) mi?

Nolan'ın Batman'i ilk başta pek çok soru işareti uyandırmıştı kafalarda çünkü yarasa artık gotik değildi aksine çok gerçekçiydi: Arabası tank gibiydi, kostümü işlevleriyle ön plandaydı, Gotham New York'tu vb...

Üçüncü filmin çekimleri devam ediyor.

Bir tarafta The Dark Knight Rises setinden diğer tarafta Wall Street protestosundan fotoğraflar...









17 Kasım 2011 Perşembe

Beklenenler 4

Biraz sapıklık her zaman iyidir?

Değil mi?

In Time: Zaman değil fikir israfı

Andrew Niccol, Gattaca görünümlü sofistike bir Robin Hood hikayesi hazırlamış. Sağlam fikir etkileyici bir görsellikle buluşmuş olsa da eksiler çok fazla. Bana da düşen bunun nedenini sorgulamak.



" Ölümsüzlüğün sırrının çözüldüğü noktada paranın yerini zaman alır. " fikrinden hareket eden Niccol gerçekten sağlam bir distopya oluşturmuş. Dünyasının bütün detayları hakkında kafa yorduğu aşikar: Zaman merkezli kapitalist sistem son derece detaylı bir biçimde sunulmuş. Filmin ana sıkıntısının da bu olduğunu düşünüyorum: Fikre ve fikrin dünyasına o kadar çok odaklanmış ki filmin hikayesini adeta unutmuş, oluşturduğu sistemi ve dünyayı anlatmaktan kahramanların hikayesine odaklanamamış Niccol.

Bir roman olsa veya bir dizi klasikler arasına gireceği kesin. Filmde irdelenmeyen sadece değinilip geçen o kadar çok nokta var ki bunlar başlı başına başka hikaye konuları oluşturabilir: Will Salas'ın babasının hikayesi ne? Buna bağlı olarak  " timekeeper " Raymond Leon'la ilişkileri ne? Düellolar nasıl yapılıyor? vb...


Gattaca'dan aşina olduğumuz neo-noir tarzın etkileyici olduğu tartışılmaz. Tercih edilen ışık ve renkler kostümlerle birleşince kaliteli bir görsel yapı oluşturmuş. 


Sonuç: Fikrin ve oluşturulan dünyanın detayları; senaryoya ve yapıya, karakterler arasındaki dinamiklere incelikli biçimde yerleştirilemediği için fikir yığınlarıyla dolu " televizyon filminden " öteye geçememiş bir yapım var elimizde. Yanlış anlaşılmasın kesinlikle zaman kaybı olarak görülecek bir film değil ama fikir israfı olduğu tartışılmaz.